Shakespeare'den Soneler

VAR OLMAK MI YOKSA OLMAMAK MI?
Var olmak mı, yoksa olmamak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..


61. SONE
Hayalinle açık kalsın ağırlaşan göz kapaklarım,
Baksın dursun mu istiyorsun ağırlaşan geceye ?
Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,
Sana benzer gölgeler oynaşırken
Gözlerimin önünde?
Yoksa yanıma kendi yerine
Ruhunu mu gönderiyorsun?
Yuvasından böyle uzakta ne yaptığımı gözlesin de,
Ayıplarımı yakalasın,
Nasıl aylaklık ettiğimi görsün,
Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.
Yok, yok aşkın büyükse de o kadar da değil şu an
Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında
Benim şaşmaz aşkım yine, diriliğimi bozan,
Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna,
Senin nöbetindeyim ben,
Başka yerde sen uyanıkken
Benden çok uzaklarda...
Başkalarına yakınken...


116. SONE
Gerçekten seven gönüller arasına engel giremez bence,
Değişen her duruma uyup da, kendi de değişen aşka,
Aşk demem ben asla, ya da ötekini yüz çevirir görünce,
Kendisi de hemen yüz çevirmeye kalkan aşka !
O hiç yerinden oynamaz bir işarettir,
Fırtınalara göğüs gerer, sarsılma nedir bilmez,
Yolunu şaşırmış her teknenin kılavuz yıldızıdır,
Yüksekliği ölçülse de, değerini bilen olmaz,
Zamanın maskarası değildir aşk, al dudaklarla yanakları,
Alıp götürebilir elbet zaman, orağını savurduğunda
Ama aşkı etkilemez onun kısacık saatleri ile haftaları,
Sonsuzluğun eşiğine de dayanır o, zaman karşısında,

Yanlışım varsa eğer ve kanıtlayabilen olursa bana,
Hiç yazmamışım demek ve seven olmamışım bu dünyada.


29. SONE
bakışlarda küçümseyiş okuyorum
yalnızım, bedbahtım, tesellisizim.
gökler sağır, sesim boğuk
ve lanet okuyorum talihime
kıskançlıktan kuduruyorum
kiminin ikbalini
aczimden utanıyorum.
hazlarım iğrendiriyor beni.
o zaman sen geliyorsun aklıma,
ve birdenbire kanatlanıyorum, bir tarla kuşu gibi, mest
içim aydınlıkla doluyor, yükseliyorum yükseliyorum
neşideler söylüyorum hayata,
göklerin eşiğinden
bana ne toprağın çirkinliğinden
insanların zilletinden bana ne?
hatıran öyle sonsuz bir hazine
ve sevgin öyle büyük mutluluk ki dostum!
en mağrur hakanların tacını
hor görüyorum


Korkuyor
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

Bütün Mesele Hazır Olmakta
Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.
Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz.
Bütün mesele hazır olmakta...
Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar, ne olacaksa olsun!
(Hamlet'ten)


8. SONE
Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye?
Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar.
Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye?
Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var?

Birbirine eş olan hoş seslerin uyumu
Yine de kulağına sıkıntı mı veriyor?
Bil ki ahengin sana tatlı bir sitemi bu:
“Parçaları dinleyip tümü unuttun,” diyor.

Dinle, iyi bir koca gibi, tek bir tel, nasıl
Yaratırsa eşiyle birlikte hoş bir ezgi,
Baba, çocuk ve mutlu ana, yapıyor fasıl:

Kulakları okşuyor tek bir sesin ahengi.
O sözsüz şarkı sanki tek bir ağızdan sana
“Değerin olmaz, “ diyor, “yaşarsan tek başına.” ...Yorumlayın-Paylaşın...

Uçurumlar


UÇURUMLAR

Her gül uçuruma yakındır kimi an
Küser acımasız rüzgârlara
Ya açılır yarı aralık kapılar
Ya kapanır sonuna dek
Bu son isyanın sonunda
Gidilen gümüş bir ova ve süreğen
bir
sis


Daha vakit vardı aslında sevmeye
Atlar uçuşacaktı yeşil orman üstünde
Bir gelincik çiçeği okşar gibi
okşayacaktım
ellerini
Henüz gözlerin yanımdaydı gülüm

Şimdi uzak suların ışıltısı almış seni

Gökyüzünün hüznü sularda akmada

Dağıstan Kılıçaslan
...Yorumlayın-Paylaşın...

Can Dostlarımız | Hayvanlar

Bir kedim var, yumuk yumuk,
Adı pamuk, kendi pamuk.
...
Dostuna dost, aslan kedim,
Gel, mindere yaslan kedim.

4 Ekim 2010, Dünya Hayvanları Koruma Günü. Bu günün anlamı dile getirmek istiyorum bu yazımda.

Can dostlarımız, sevimli arkadaşlarımız deyince aklımıza hemen hayvanlar gelir. Hayvanları sevelim, onlarla ilgilenelim. İhtiyaçlarını karşılayalım ve evimizde hayvan besleyerek onlara dost olduğumuzu gösterelim.

Hayvanlar eski zamanlarda doğada özgür ve yaban olarak yaşıyordu. İnsanlar bazı hayvanları evcilleştirdiler. Onların etinden, sütünden, yumurtasından, balından, gücünden yararlandılar.
Yabani hayvanlar ormanlarda vahşi hayatın içinde kaldı...

Evcil hayvanlar insanlarla beraber yaşamaktadır. Onlarında hakları vardır. Hayvanları her zaman korumalıyız. İyi davranmalıyız.
Masallarda öykülarde hayvanlara çeşitli isimler takılmıştır. Hiç düşündünüz mü bu isimler neden takılmıştır?
Örnek verelim:
Kurnaz tilki, korkak tavşan, aptal karga, kıral aslan, pijamalı zebra, maskeli panda, uykucu koala, sadık köpek, sadık at, minik kuzu, akıllı fare, nankör kedi vb.

Duyarlı bir blogcu olarak, Dünya Hayvanları Koruma Günü'nün anlamını, şiirlerle yansıtmanın en uygun yol olacağını düşündüm.

İnsan ve hayvan ilişkilerini, insanın hayvanlarla dostluğunu, insanın hayvanseverliğini vurgulayan, doğa ve dünya sevgisimizi pekiştiren, aşağıdaki şiirleri seçtim okurlarım için...

PAMUK KEDİM

Bir kedim var, yumuk yumuk,
Adı pamuk, kendi pamuk.
O, cin gibi gözleriyle,
Mırnav mırnav sözleriyle.
Güzel kedim cana yakın,
Fakat kızdırmayın sakın.
Öfkelenir birdenbire,
Kendisini atar yere.
Bir köşeye şöyle siner,
Biraz sonra öfke diner.
Yaklaşır da yavaş yavaş,
Sevgi ister, o yumuk baş.
Dostuna dost, aslan kedim,
Gel, mindere yaslan kedim.

(Rıfat Necdet Evrimer)


YUVA

Sordum bir gün arıya
Yok mu senin bir yuvan
Vızıldayıp gösterdi
Bana koca bir kovan

Dönüp sordum serçeye
Ya seninki nerede
Cik cik dedi benimki
Dal üstünde tepede

Annem bana o akşam
Öğütler veriyordu
Güzel güzel dinledim
Bana şöyle diyordu

Senin yuvan ikidir
Biri okul biri ev
Kıymetini iyi bil
Sev onları çok çok sev.

(...)

KEDİM

Kedim henüz bir yaşında,
Uyuyor soba başında.
Hem cesurdur, hem de kurnaz,
Bir tıkırtı duyar duymaz,
Uyanır aslan kesilir,
Gözleri volkan kesilir.


O geldiği günden beri,
Bizim evin fareleri,
Damdan, tavandan indiler,
Birer deliğe sindiler.

Koşup yakalıyor hemen,
Yuvasından, deliğinden.
Çıkanları diri diri,
Artık bunlardan hiç biri.
Dolaplarıma girmiyor,
Kitaplarımı kemirmiyor.

(Orhan Seyfi Orhon)


NE GÜZELDİR HAYVANLAR

Evimizde yaşarlar,
Elimize bakarlar,
Türlü işe yararlar,
Evcilleşmiş hayvanlar


Ne güzeldir tavuklar,
Folluk dolu yumurtalar,
Hep bal yapar arılar,
Ne güzel şu hayvanlar


Sütlerini içeriz,
Kimisine bineriz,
Öküzle çift süreriz,
Yararlıdır hayvanlar

Kılları var, yünü var,
Süzgün bakar mandalar,
Kedi, eşek ve atlar,
Ne güzel şu hayvanlar

Arabaya koşarız,
Uzun yollar aşarız,
Güçlerine şaşarız,
Ne güzel şu hayvanlar

Ormanları süslerler,
Gece, gündüz öterler,
Bize, dostluk ederler,
Çok tatlıdır, hayvanlar

(Hasan Şen)

KELEBEKLER

Benim adım kelebektir
İşim gücüm eğlenmektir
Kanatlarım tülden ipek
Dolaşırım çiçek çiçek

Kelebekler, ne süslü ne güzel; ama, ne kısa ömürlü hayvanlardır. Onları uçarken gördüğümüzde renklerini, çiçekten çiçeğe konuşlarını hayranlıkla izleriz.
Özgürce uçarlar.

Ömürlerinin ne kadar kısa olduğunun ve birkaç gün sonra bu dünyadan, iz bırakmadan gideceklerinin farkında mıdırlar acaba?
Güzelliklerinin farkında mıdırlar acaba?

Bırakalım, sıcak güneşin altında özgürce uçsunlar onlar.

Kanadı benek benek
Ufacık bir kelebek,
Konmuştu papatyaya
Papatya pek haindi

Birdenbire silkindi
Onu düşürdü çaya
Islanınca kanadı
Kelebek uçamadı

Mâhkum oldu ölmeye.
Bir arı geçiyordu
Hain çiçeğe sordu:
- Niçin öldürdün? diye

Bunu yapıp vesile
O sivri iğnesiyle
Geldi üstünde kaldı
Emerek derin derin

Boğulan kelebeğin
İntikamını aldı!...

(Yaşar Nabi Nayır)





HAYVANLARIN KORUNMASI İÇİN NELER YAPALIM?

1- Zor durumda kalmış hayvanları koruyalım. Onların bakımına yardımcı olalım.
2- Bakımını üstlendiğimiz hayvanların yiyeceklerini, içeceklerini düzenli verelim. Aşılarını zamanında yaptıralım.
3- Hayvanlara eziyet edilmesi, insanlıkla bağdaşmaz. Böyle davranışlar yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenleri uyaralım.


4- Kuşların, karıncaların yuvalarını bozmayalım. Yumurtalarını almayalım. Avlanma mevsimi dışında, kesinlikle av hayvanlarını avlamayalım.
5- Hayvanları korkutmayalım, ürkütmeyelim. Onlara şakadan da olsa eziyet etmeyelim.

6- Bakamayacağımız hayvanları eve almayalım. Biz almazsak, belki bakabilecek biri alır.
7- Yiyecek artıklarımızı, özellikle ekmeği, çöplüğe atacağımıza yakınımızda bulunan hayvan besleyicilerine verelim.

8- Sapanla kuş avlamayalım. Avlamak isteyenlere engel olalım.
9- Yaz sıcaklarında, evcil hayvanlar için uygun yerlere su ve yiyecek koyalım.

...Yorumlayın-Paylaşın...

Dünya Çocuk Günü

Dünya Çocuk Günü, her yıl ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanmaktadır.
İnsanlığın mutluluğu, dünyamızın güzelleşmesi, çocukların korunmasına, iyi yetişmesine bağlıdır. Barış içinde yaşamak, güzellikleri paylaşmak, eğitimle olur. Dünya Çocuk Günü, çocuklar arasında ortak duygular oluşmasını, ulusların barış içinde yaşama özlemlerinin pekişmesini amaçlar.
Bu amacın gerçekleşmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1959 yılında daha iyi bir yaşam, mutlu bir çocukluk dönemi için 'Çocuk Hakları Bildirisi' ni yayınladı.

Kim Demiş Çocuk Küçük Bir Şeydir
Bir Çocuk Dünyada En Büyük Şeydir


DÜNYA ÇOCUK HAKLARI BİLDİRİSİ

1.
Her çocuk bu bildiride belirtilen haklardan yararlanmalıdır. Hiçbir çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal inanç nedeniyle ayrı tutulamaz.
2.
Her çocuk korunacak ve özel bakım görecektir. Çocuğun iyi koşullar altında zihnen ve bedenen gelişmesi sağlanacaktır. Bu amaçla hazırlanacak yasalarda çocuk yararına olacak durumlar göz önünde tutulacaktır.
3.
Her çocuk doğduğu andan itibaren bir isme ve yurttaşlığa hak kazanmalıdır.
4.
Çocuk sosyal güvenlikten yararlanmalıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişmesi için gereken çaba gösterilmelidir.
5.
Fiziksel, zihinsel, ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.
6.
Çocuktan sevgi esirgenmemelidir.
7.
İlköğretim eğitimi parasız ve zorunlu olarak çocuğa sağlanmalıdır. Çocuklar genel bilgilerini arttıracak, yeteneklerini geliştirecek, toplumsal sorumluluklar yüklenecek biçimde yetiştirilmelidir.
8.
Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır.
9.
Çocuklar her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır.
10.
Çocuk, ırk din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunmalıdır.
(Aslından kısaltılarak alınmıştır.)


Türk Çocuk Hakları Bildirisi

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi'nin ışığı altında Türk Çocuk Hakları Bildirisi hazırlandı. Bu bildiri 28 Haziran 1963 günü UNESCO Türkiye Milli Komisyonu 7. Genel Kurulunda kabul edildi.

1- İyi bakım, iyi yetiştirilme ve çocuğa uygun bir eğitim, her yerde ilgi, sevgi ve yardım görme her Türk çocuğunun hakkıdır. Resmi, özel her kurum, her yurttaş bu çocuk hakkını tanımak, eldeki olanaklarla onu gerçekleştirmek yükümlülüğündedir. Sıkıntı içinde bulunan çocuğun kurtarılmasına öncelik verilir.
2- 16 yaşından önce hiç bir çocuk resmi öğrenimden alıkonularak özel işlerde çalıştırılamaz. Hiç bir şekilde sömürülemez.
3- Her ana baba çocuğuna bakmak, onu bilgili, becerili ve en iyi şekilde yetiştirmekle yükümlüdür. Orta dereceli öğrenime devam etmeyen, edemeyenlerin gerekli bilgi ve becerileri kazanmaları için devlet kurslar açar. Ana babanın yeterli olmadığı durumlarda bu görev çocuğun birinci derece yakın akrabalarına ve devlete düşer.
4- İlk öğrenimden sonra orta dereceli okullara devam etmeyenler, edemeyenler için teknik, tarımsal bilgi ve beceri kazandıran kurslar açılması ve bu kurlardan çocukların yararlanması için, Milli Eğitim Bakanlığı, Belediye Başkanlığı ve muhtarlar işbirliği yapmakla yükümlüdür.
5- Sakat ve uyumsuz çocukların iyileştirilmeleri, yaşama zorluğu çeken çocukların kurtarılmaları, durumlarına uygun bir meslek için kendi yaşamlarını kazanacak derecede başarılı ve güçlü yetiştirilmeleri ana baba ile birlikte devletin ve bu amaçla kurulmuş örgütlerin ödevidir.
6- Çocuğun korunması ile ilgili yasalar öncelikle hazırlanıp çıkarılmalı, geciktirilmeden uygulanmalıdır.


YAŞAMA HAKKI

Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesine Göre
Madde 6:
1.Taraf Devletler her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2.Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
Madde 7:
1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana –babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
Madde 8:
1.Taraf Devletler yasanın tanıdığı şekli ile çocuğun kimliğini; tabiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.


EĞİTİM HAKKI

Eğitim hakkı çocuğun en önemli haklarından biridir.
Anne ve çocuk ölümlerinin önde gelen etkenlerinden biri, annenin eğitim düzeyinin düşüklüğü ya da hiç okuma, yazma bilmemesidir. Okuma, yazma bilmemek, insanların yaşadıkları toplumlarda, bütün halklar ve toplumlar arasında anlayışı barışı ve hoşgörüyü, iki cinsiyet grubu arasında eşitliği öngören bir ruhla yer almalarını güçleştirir.
Şu halde hem bireyin, hem toplumun gelişmesi; herkese yeteneği, kapasitesi ve ilgisi doğrultusunda eğitim görme hakkının sağlanmasına bağlıdır.

DÜŞÜNCE VE DUYGULARI İFADE ETME HAKKI

Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir. Bu hak ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
Bu hakkın kullanılması yalnızca:
a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı,
b) Milli güvenliğin, kamu sağlığının ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir



SOKAK ÇOCUKLARI

“Biz tehlike değiliz, tehlikedeyiz.”

Sokak çocuklarının çoğu kimsesiz değildir; ancak içinde bulundukları aile bağlarının niteliği, bu çocukları ya sokaklarda çalışarak aile bütçesine yardımcı olmaya ya da evden kaçmaya yönelten nedendir.
Onlar içinde yaşamak için uğraş verdikleri topluma yabancılaşmışlardır. Onlar genellikle uyuşturucu kullanmaya ve suç mağduru ya da sanığı olma tehlikeleri ile karşı karşıdırlar. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’si (ÇHS) çevresinde ele alındığında bu çocuklar, özel koruma önlemlerine muhtaç çocuklardır.
İnsanlar, çocuklarınızı sokaklara bırakmayın. Sokak çocukları için acil tedbirler alalım ve onları koruyalım.

Çocuklarına Değer Veren Uluslar,
Geleceğini Hazırlıyor Demektir...


Uçurtma

Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki...
Uçurtmayı seviyorlar sözgelişi,
Bir havalandı mı uçurtmaları
Daha da güzelleşiyorlar.
Maviliklerde gözleri
Özgürlüğü yaşıyorlar
Uçurtmalarla birlikte.


Koparıp da iplerini hele
Bir kurtuldular mı ellerinden,
Öylesine seviniyorlar ki,
Gidiş o gidiş, bile bile...

Kızalım mı umursamayışlarına?
Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
Onlar da birer uçurtma değil mi?

Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
Alıp başlarını gitmediler mi?
Gözümüzden bile esirgerdik
Hangi birinin ipi kaldı elimizde?

(Rıfat Ilgaz)
...Yorumlayın-Paylaşın...

Şimdi Okullu Olduk!

Yarın, 20 Eylül Pazartesi tüm yurtta okullar açılıyor...
Öğrencilerini çok seven ve özleyen bir "emekli öğretmen"im. İki yıldan bu yana okulumdan, öğretmen arkadaşlarımdan ve öğrencilerimden uzaktayım. Ama yüreğim ve iyi dileklerim hep onlarla...

Öğrencilerimin bütün şarkıları, kulaklarımda çınlıyor şu an...

Daha dün annemizin
Kollarında yaşarken
Çiçekli bahçemizin
Yollarında koşarken

Şimdi okullu olduk
Sınıfları doldurduk
Sevinçliyiz hepimiz
Yaşasın okulumuz


2010-2011 Öğretim Yılı yurdumuza, milletimize, ailelere ve öğrencilerimize hayırlı olsun. Verimli ve üretken geçsin.

Dileğimdir:

* Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve veliler yıl içinde bıkmadan yorulmadan verimli çalışmalar yapsınlar.

* Sınıflarda karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü olsun.

* Öğrenci merkezli yapılan eğitim ve öğretimde öğrenciler katılımcı, öğretmenler rehber olsun.

* Kültürümüzü oluşturan etik davranışları öğrenelim ve sergileyelim.

* Öğrencilere üniteler boyunca "Beyin Fırtınası" yaptırarak düşünce ufuklarını açalım. Böylece, soran ve sorgulayan kişiler olabilsinler.

* Okulda ve evde öğrencilerle "Çoklu Zekâ" uygulamaları yaparak, onları her yönden tanıyalım ve o yönlerini geliştirmeye yönlendirelim.

* Öğrencilerimizi sadece "sözel ve sayısal zekâ" yönünden değerlendirmeyelim. Bunun yanı sıra onların müziksel-ritmik, bedensel-kinestetik, doğal, kişilerarası ve içsel zekâlarını da dikkate alalım ve onları bu yönleriyle de onurlandıralım.

* Yerine göre ödül verelim, cezaya pek yönelmeyelim ya da şiddet içermesin cezalarımız.

* Ders aralarını mutlaka oyunla değerlendirelim.

* Müsamere, atletizm yarışmaları, resim sergileri, müzik koroları, şiir okuma dinletileri ne güzel toplu gösterilerdir. Öğrencilerimizle hazırlanalım, velilerimize izletelim.

Bu önerilere uyarsak, çocuklarımızı geleceğe daha doğru ve daha iyi hazırlamış oluruz.

Şimdi de, öğretmenlik mesleğini onurunu dile getiren, çok sevdiğim bir şiiri yazıyorum:

Ben bir öğretmenim
Okulların birinde
Duymayı, düşünmeyi öğretirim.
Derslerimde...

Bir söz yağmurudur, ders dediğin de,
İnsan göklerinden, rahmet yerine,
Kitaplar dolusu yağar da yağar...
Benim çocuklarım bu bahçelerde,
Bu yağmur altında ıslanmadalar.
Bir yağmur sonrası gelin seyredin,
Her taraf tepeden tırnağa bahar...

Bulutsuz masmavi dünyalarına,
Sevginin, sevincin güneşi doğar.
Böyle çocuklarla dolar her yanım,
Çocuklar kardeşim,
Çocuklar arkadaşım,
Canım...


Onlarda toplanmıştır
Geçip giden zamanım,
Bir parıltı görsem gözlerinde,
Bilgiden, anlayıştan yana,
Bir hal olur bana...

Zannedersiniz ki,
Dünyalar benim...
Çocuklar, kitaplar, yazı tahtası
Enine boyuna bütün zamanlar,
Dört duvar arası bir dersanede,
Her dinden her dilden gelmiş insanlar.
Bizimle konuşur hayal ederler,
Bağlanırız kalırız kendilerine.
Hikâye anlatır, şiir söylerler,
Mutluluk üstüne, ümit üstüne...

(Ben Bir Öğretmenim | M. Gündüz Göktürk) ...Yorumlayın-Paylaşın...

Ramazan Bayramı

Ramazan orucumuz bitti ve bayrama erdik elhamdülillah.

Kültürümüzde dini bayramlar önemli yer tutar. Sabah ailenin erkekleri bayram namazına giderler. Ailenin hanımı kahvaltı sofrasını hazırlar. Namazdan çıkanlar eve gelince bayramlaşma başlar.


Eller öpülür. Oruç uğurlanır ve kahvaltı edilir. Sonra aile ziyaretleri başlar akrabalarla ve komşularla bayramlaşmak için. Şekerler tatlılar bilhassa baklava ikram edilir. Sohbet edilir.

Bayram ziyaretleri kısa sürer. Büyüklere gelen küçüklere iadeyi ziyaret âdettendir.

Ne yazık ki İstanbul gibi büyük bir şehirde bu işin zorlukları çok.

Yaşlıları ve kimsesizleri ziyaret etmekte sonsuz güzellikler saklar içinde. Sevabı büyüktür.



Nice nice güzel bayramlara hep beraber sağlık, mutluluk ve barış içinde...

Bayram sabahı oğullarımı, gelinlerimi ve torunlarımı bekleyeceğim ben. Kardeşlerimi ve ailelerini.
Onlar gelince elimi öptüreceğim ve tüm sevgimle onları öpeceğim.


Bu günleri gösterdiği içinde Allahıma şükredeceğim.

Bizden çok uzaklarda olan kardeşim Kamil de telefon edip bizle bayramlaşacak. Her bayram arar bizi o...

...Yorumlayın-Paylaşın...

Bir Aşk Şiiri | İlhan Berk

Güzel

Güzel
ölüm daha kolaydır sevmekten
der ya Aragon
Anla ki ölüme benzer seni sevmek


güzel ve beyaz... -editörşey.


Sözcükler ki alevdir
Ve karadır şairlerin hayatları

Hem nice şiirlerde nice aşklarda
Tarar saçımızı ölüm

Aşk ki bazan solgun bir ilçedir
Sürdürür derinliğini

Neden “en çok” acı ustası şairlerdir
En çok taşırlar çünkü aşkları

Ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum
Besbelli ki aşka ve ölüme çalışıyorum

(İlhan Berk)

[Şair İlhan Berk, 28 Ağustos 2008'de 40 yıldır yaşadığı Bodrum'da öldü. Onu, ölümünün ikinci yılında, bu 'Güzel' adlı aşk şiiriyle anmak istedim.
Üstte yayımlanan fotoğrafı, blogdaş EditörŞey, şair İlhan Berk'in çok sevdiği İstanbul Galatasaray'daki 'Balık Sokak'ta rastladığı bir çiçekçi dükkânında çekmiş. Teşekkürler EditörŞey...]
...Yorumlayın-Paylaşın...
Related Posts with Thumbnails